Lavinya Dergisi

İSTEYENLER KERVANI
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Hz. Yûsuf’un güzelliğini anlatan eski bir menkıbe vardır. Rivayet edilir ki köle pazarında Yûsuf’u almak isteyenler, ellerindeki en kıymetli şeylerle gelir. Kimi mücevherlerini, kimi altınlarını, kimi servetini ortaya koyar. Kalabalığın arasından yaşlı bir kadın da çıkar. Ona sorarlar:

“Sen ne getirdin?”

“Bir horoz.”

Gülüşürler.

“İnsanlar mücevherlerle geliyor. Bir horozla mı Yûsuf’u isteyeceksin?”

Kadın aldırmaz.

“Benim elimde olan bu ama ben de Yûsuf’u isteyenlerin arasında olayım.”

İnsan ister. Çalışır, çabalar, bekler, dua eder. Niyetini iyi tutar. Çünkü istemek ayıp değildir. Büyük istemek de ayıp değildir. Kısa boyludur, servi boylu yâr diler. Cebinde parası yoktur, altın kemer düşler. Penceresiz bir evde yaşar, bir gün penceresinden denizi seyretmenin özlemini taşır. Çok görmek istediği o şehrin sokaklarında dolaşacağı günü bekler. Kimine göre bunlar küçük şeylerdir ama insanın gönlünden geçene başkası ölçü koyamaz. 

Allah’ın hazinesi büyüktür. Kul, kendi imkânına bakıp dileğini küçültmez. Bir İhlâs Suresi okur. Rabbim “Ol!” der ve olur. Belki bugün elinde yalnızca bir horoz vardır, olsun. O yine de iyi niyetle, gönlündeki dilekle yola çıkar. Çünkü mesele elinde ne olduğu kadar, isteyenlerin arasında olabilmektir. Bir horozu dahi olsa…