Lavinya Dergisi

YAŞAMIN İÇİNDEN MEKTUPLAR
İlke Aslı ERDOĞAN

Durupta bakmalı akıp giden zamanda, yaşamdaki ufak detaylara...

Dokunmayı seviyorum. Her yer aydınlıkken izlemeyi, güneşli bir günde gözlük takmadan dünyayı fark etmeyi. Bir çiçeğin tohumunu, adını bilmediğim bir bitkinin dokusunu ve yeşili seviyorum. Dünyayı hissedince canlı olduğumu hissediyorum. Etrafımı dikkatlice izlediğimde normal yaşamın hızında fark edemediklerimi görüyorum. Ayrıntılardaki güzellikleri ve her canlının doğadaki yerini… Aslında biz insanlar bu dünya sadece bize aitmiş gibi yaşıyoruz hep ama o çimlerin içinde böceklerde var çiçeklerde; masmavi gökyüzünün sonsuzluğunda biz kafamızı yukarı kaldırıp bakarken kuşlar özgürlüğü hissediyor. Güneş doğduğunda yüzümüze yansıyan ışığın bize bıraktığı etki gibi bazı şeyler gelip geçici olsa da ardında bıraktığı sıcaklıktan hatırlatıyor kendini. Yaşamakla bağlantıdayken dünyadaki hiçbir şeye yabancı kalmıyorsun. Bu ufak anlarla hatırlatıyor sana yaşamın içinde kalmayı ısrarla. Bir gün yağmurda kaldığımızda ıslanan paçalarımızdan şikayet ederken aslında bütün doğanın yağmura minnettar oluşunu duyamıyoruz. İlkbaharda çiçeklerin açmasıyla bütün mucizelerin yeniden varoluşu; kar yağdığında bütün dünyanın sessizce uykuya dalması ve üzerimize yağan bembeyaz kar… Bazen hayat fark etmediklerimizden ibaret, biz kendi dünyamızda yaşarken aslında gerçek yaşamda koskocaman bir döngü bitmiş oluyor. Seneler devrilirken ardı ardına her yıl ne kadar yaşlandığını çizgilerine yenisi eklenince anlıyor insan gözleri uzağı görmese de hissetme arzusu hiçbir zaman dinmeyen bütün bu yaşam döngüsünün içinde, kendine has hayat yeşertebilen insan; küçük anlarda yaşadığını hissetmek istiyor…