Aylardan nisan… Çiçeklendi dallar, süslendi ağaçlar. Bahar neşesi kuruldu doğanın kucağına. Ama göğün yüzü ıslak, bulutlar hâlâ ağlıyor arada. Dağları, tepeleri aşıp gelen rüzgâr hızını kesmedi daha. Nedense yerde filizlenen bahar, göğe ermeye gecikmekte. Vardır bir
Lavinya Dergisi 4. Sayısı
Lavinya Dergisi Melis Gülcan Kapağı İle Sizlerle! Mayıs 2022 Aylık Kültür, Sanat, Edebiyat Dergisi! Şimdi Dergimizi Okuyun!Lavinya Dergisi
NOKSANLAR KENTİ RADYO DİNLE
Lavinya Dergisi
Son Eklenen YazılarHÜZÜNLÜ IŞIK
Gök gürültüsünün sesiyle gözlerimi daldığım televizyondan pencereye çevirdim. Televizyona o kadar odaklanmışım ki dışarıda yağan yağmuru fark etmek bir kenara dursun havanın karardığından bile haberim yoktu. Bu gök gürültüsü saatlerdir oturduğum kanepeden kalkmam için bir
PİSA KULESİ
1173 yılında Pisa Kulesi’nin temeli atılır. Ustalar plan yapar, taşları dizer. Zemin yumuşaktır ve bu yeterince hesaba katılmaz. Kule daha üçüncü kata gelmeden eğilmeye başlar. İnşaat durur, yıllar geçer, ustalar değişir. Her gelen düzeltmek ister ama yapı art
NEFİS ÇEMBERİ
Ben ki ateş çemberinin ortasına düşmüş bir zerreyim.
Yalnızca zerreyim.
Bir cehenneme düşmüş, yurdunu arayan bir daneyim.
Kendi nefsim ile çemberin ortasında savaşırım.
Beni ateşe iten nefsim, zerreliğimi korumam için hükmeden Rabbim.
Bu ne büyük bir savaştır.
Benim gibi birçok çemberde bulunur zerr
BİR PAZAR GÜNÜ (80’LER–90’LAR)
Bir pazar gecesiydi;
Gölgeler uzamış, zaman ağırlaşmış, gün kendi içine çekilmişti.
Sobanın içi yeni yanmış, odanın bir köşesinde çıtırtı yerini buluyordu.
Kestaneler birazdan pişmek üzere sehpanın üzerinde bekliyor, ev dışarıdan dönecek çocukların adımlarına hazırlanıyordu.
Ama ası
FIRININ ÖNÜNDEKİ ÇOCUK
Ellerini kabanının iki yanındaki ceplere daha derin gömdü. Vücudunu aniden esir alan o hafif titreme, kemiklerine sızan bir ürpertiyle birleşti. Hava aslında soğuk sayılmazdı. Fakat az önce kesilen yağmur, sokakların üzerine nemli bir serinlik bırakmıştı. Bir an daha hızlı yürümek, sığınacak bir yer
SINIF
Sınıfın kapısı kapalıydı. İçeride bir ders anlatılıyordu belki; dışarıdan bakınca her şey olağandı. Tahtada yarım kalmış bir cümle, sıralarda eğilmiş başlar, pencereden süzülen sıradan bir ışık. Hayat, olması gerektiği gibi akıyordu. Ta ki bir an, o akışın içinden bir kırılma geçene kadar.
Sonra her
GELMEDİ, BEKLENEN...
Soğuk bir kış günü, adım adım ilerlediği çay bahçesindeki bir ağacın altına oturmaya karar vermişti.
Bekliyordu.
Gelecek miydi beklenen bilmiyordu, ama bekliyordu işte...
Havanın soğuğuna aldırış etmeden gözünü uzaklara daldırdı. Esen rüzgârın çıkarttığı sese kulaklarını kapatmak istiyordu.
KUPA KIZI, SİNEK VALESİ
14. yüzyıl Fransa’sı… Şatolar köylerin üzerine gölge düşürür. Taş duvarların ardında soylular yaşar, kiliselerin çanları her sabah insanlara kaderlerini hatırlatır. Bir yanda savaş hazırlığında olan şövalyeler durur, diğer yanda toprağı süren köylüler çalışır. Aralarında da pazar meydanlarını doldur
VEDA
Sıcacıktı kalbim,
Şimdi niye buz kesti…
Küllerinden de doğamıyor bazen insan,
Öldüğüyle kalıyor öyle…
İçimde bir kimsesizler mezarlığı var,
İçimde ölen en tanıdık yabancısın sen,
Kimse değilsin, olamazsın da
Acımsın sen, en derin yaramsın.
Bir mezarın başında nöbet tutmak mı zor?
YEŞİL BAĞLARIM
Taze vedalar ve yeni merhabalar aynı nahiflikte dokunur içimize; biri eksiltirken biri çoğaltır yanılgısına kapılırız. İstesek de istemesek de gittiğini düşündüğümüz her şeyin kendi bahçesi olacaktır derinde. Belki baltaladığımız, belki de yemyeşil.
&nbs
CİDDİYE ALMAMAYI ÖĞRENMEK
Bir gün fark ettim ki hayatı fazla ciddiye almışım.
Yani gereksiz seviyede. Sanki final sınavı… ve tek hakkım var.
Oysa kimse bana şunu söylememişti:
Bu sınavın cevap anahtarı yok.
Sabah kalkıyorum, “bugün her şeyi yoluna koyacağım” diyorum.
Kahve yapıyorum… dökülüyor.
Toparlanıyorum, “olsun
Lavinya Dergisi
KISA YAZILARLavinya Dergisi
RÖPORTAJLARLavinya Dergisi
SON EKLENEN YAZI
DENİZ, DALGALAR VE KÖPÜREN SANCILAR
Aylardan nisan… Çiçeklendi dallar, süslendi ağaçlar. Bahar neşesi kuruldu doğanın kucağına. Ama göğün yüzü ıslak, bulutlar hâlâ ağlıyor arada. Dağları, tepeleri aşıp gelen rüzgâr hızını kesmedi daha. Nedense yerde filizlenen bahar, göğe ermeye gecikmekte. Vardır bir hikmeti, vardır bir bildiği… Zamanın işine karışılmaz ne de olsa.
Akdeniz’deyim şimdi. Beklenene rağmen iklim değişmiyor ama. Soğuk, kıyıları da vurmuş. Köpük köpük dalgalanan sulara dönük y .........
