Aslında bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Kelimeler kesinlikle planlarla ortaya çıkmıyor. Şayet isterlerse beyaz bir boşluğun üzerinde yer ediniyorlar.Hangi türde bir yazı olacağına karar veremedim, hangi duyguyu derinlerden çekip çıkaracağımı seçemiyorum.Nasıl bir cümleyle başlayacağıma kar
Sustum. Verecek bir cevabım olmadığından değildi, içimde bir fırtınaya ev sahipliği yapıyordum. Sustum. Kelimeler dilimin ucunda bir savaş veriyordu. Bense onların yaratacağı yıkımdan korkuyordum. Sustum. Yıkımı ruhuma harmanladım. Yazarak yıkıldım, yıkılarak yeniden yazdım. Bir yıkıma bir yazar kazandırdım.
Arafın ta kendisi olmuş, şairlikle yazarlık arasında kalmış biriyim. Zihnimden düşüp kalemimin ucuna gelen her bir kelimeyi esaretten kurtarıyor, yolunu bulmaları için özgür bırakıyorum. Şimdi Lavinya Dergisindeyim. Bazı kelimelerimin yolunun buradan geçmesini istiyorum. Şiirden bir şair düşüyor, arafta yolunu bulmaya çalışıyor.
Lavinya Dergisi
Yazarlarımız
AİDİYET
Bu sıralar üzerine sıkça düşündüğüm “aidiyet” kavramını tarayıcıda arattığımda karşıma çıkan ilk sitedeki tanım şöyleydi: Aidiyet; bağlanma ve evde olma hissidir.Bağlanma kısmını ait olmaya atfedebilirdik. Beni şaşırtan kısım, evde olma hissinin bu tanımın içinde barınmasıydı. Aidiyet, bir hissin de
GECENİN SIZLAYAN YANI
Göğsümün sol tarafını dürten bir sızının varlığını hissetmemle kendimi uykunun kollarından zorla çekip almıştım. Gecenin bir vakti delicesine sızlayan his ruhumu esir etmişti.Fiziksel değildi, daha da derine işliyordu.Sanki bu his yarı ölüm halini gerçeğine tamamlamak için oradaydı. Elimi göğüs kafe
KUSURSUZLUKTAKİ KUSUR
“Her kusursuzlukta bir kusur vardır.” Kusursuzluğun kendisi, doğaya ve varoluşun özüne aykırı düştüğü için başlı başına büyük bir kusurdur. Fani olan, zamanın ve mekânın sınırları içerisinde nefes alan her şeyde bir miktar kusur bulunurken dünyada mutlak bir kusursuzluktan bahsetmek imkansızdır
BÜYÜMEK
Küçük bir kız çocuğuyken büyümek için can atardım. Etrafımdaki yetişkinlerde, çocuksu merakımla hayranlık beslediğim özellikler olurdu. Oyun arkadaşım olan mahalledeki ablalar ve abiler, gözlerimdeki ışığın parlama sebebi olan inanılmaz havalı bulduğum anne ve babam, yaş almasına rağmen koca bir çın
ÖTEKİ
“Herkesin aynı olduğu ortamda öteki biz oluruz.”Girdiğim bir dersin hocasından duyduğum bu söz, düşündüğümden çok daha derin bir etki bırakmıştı bende. Öyle ki dersin geri kalanını dinleyemeyecek kadar zihnimi meşgul etmişti. Hoca anlatmaya devam ediyordu ama benim zihnimde yalnızca o cümle dolaşıyo
SOLUKLANMAK
Günlük dertlerin hezeyanını asırlık taşımaya yemin etmiş bir ruhun çekeceği türden bir ızdırabı kendime yüklerken diğer günlerde olduğu gibi yine bir yerlere yetişmeye çalışıyordum.Kendimi bildim bileli hayatın ortasına bir telaşın içine doğmuş gibiydim. Koşmaya, çabalamaya, bir şeyleri yakalamaya m
FIRININ ÖNÜNDEKİ ÇOCUK
Ellerini kabanının iki yanındaki ceplere daha derin gömdü. Vücudunu aniden esir alan o hafif titreme, kemiklerine sızan bir ürpertiyle birleşti. Hava aslında soğuk sayılmazdı. Fakat az önce kesilen yağmur, sokakların üzerine nemli bir serinlik bırakmıştı. Bir an daha hızlı yürümek, sığınacak bir yer
YAĞMUR
Saatlerdir yağan yağmur,Bir türlü durmak bilmiyor.Gökyüzü haddini aşıyor, bardağı da taşırıyor.Adımları hızlanmakta ama kaçtığı kendisi.Ruhunda şimşekler çakıyor, zihni kanla kaplanmış.Bitmeyecek bir öfkeyi su damlaları dahi temizleyemiyor.Bu yağmur dinmez.Ama zaten yıkamakla da geçmez.Kendi karanlı
SAKİNLİKTE BOĞULAN FIRTINA
Büyüdüğün yer büyük fırtınalara ev sahipliği yapıyorsa başka bir yerin sakinliğine alışamazdın. O sakinlik huzur verse bile bu gerçekleşmezdi. Çünkü insan o fırtınaları evi bilirken sakinlik ne kadar huzur verirse versin o fırtınanın yerini dolduramazdı. Hem bir fırtınanın içine doğan hangi sak
KENDİNİ TANIMAYAN
Kendisiyle asla tanışamamış insanlar var.Bazen kendinden, bazen diğer insanlardan ötürü...Neyi sevdiğini, neleri istediğini, neleri yapabildiğini bilmiyorlar. Çevresindeki insanların kalıplarına ya da zihnindeki kalıplara saplanıp kalmışlar. Kendilerini keşfedememişler. Belki bunun için geç değil am
SOKAKTA BİR YABANCI VE KULAKLIKTA BİR ŞARKI
Kulaklığından sızıp zihnine süzülen yeni melodi, adımlarına görünmez zincirler takmıştı. Sokağın ortasında zaman akmayı kesmiş gibi kalakaldı. Bu şarkıyı dinlemeye hatta ufak bir parçasıyla dahi tesadüfen karşılaşmaya cesareti yoktu. Oynatma listesinin ona hazırladığı bu sürpriz hiç hoş olmamıştı. E
SEKİZ KÖYÜ YAKMAYAN ÖFKE
Sandalyesinden hiç beklenmeyen bir hışımla geriye doğru ittiğinde ahşabın gıcırtısı oluşması her şeyin yansımasıydı. Hareketin ne kadar yersiz olduğu bu tiz sesle birlikte kısaca anında dank etmişti.

