Lavinya Dergisi

KUSURSUZLUKTAKİ KUSUR
Sudenur SERTBAŞ

Arafın ta kendisi olmuş, şairlikle yazarlık arasında kalmış biriyim. Zihnimden düşüp kalemimin ucuna gelen her bir kelimeyi esaretten kurtarıyor, yolunu bulmaları için özgür bırakıyorum. Şimdi Lavinya Dergisindeyim. Bazı kelimelerimin yolunun buradan geçmesini istiyorum. Şiirden bir şair düşüyor, arafta yolunu bulmaya çalışıyor.

“Her kusursuzlukta bir kusur vardır.”

 Kusursuzluğun kendisi, doğaya ve varoluşun özüne aykırı düştüğü için başlı başına büyük bir kusurdur. Fani olan, zamanın ve mekânın sınırları içerisinde nefes alan her şeyde bir miktar kusur bulunurken dünyada mutlak bir kusursuzluktan bahsetmek imkansızdır. İnsana, evrenin efendisi olmadığını, her an yitip gidebilir ve yenilebilir bir yapıda olduğunu hatırlatan da tam olarak bu noksanlıktır.

Eğer kusursuz olduğumuza inanırsak ya da bir şeyleri kusursuz olarak adlandırırsak soğuk ve diğer insanlar tarafından ulaşılması güç bir hayal dünyasına hapsolup kendi yaşamımızdan uzaklaşır ve koparız. 

 Çünkü bir şeyin kusursuz olması onun gelişiminin durması demektir. Zira mükemmelliğin sınırına ulaştığına inanılan bir noktada artık ileriye doğru atılacak bir adım, düzeltilecek bir hata ya da öğrenilecek bir ders kalmamıştır. Kusursuz olarak görülen şeyden bir kusur yaratılmıştır Hayat hataların üzerine inşa edilen bir tecrübeler bütünüyken insan bu noktada durmuştur.

Yine bir gün kusursuz olduğumuza inanırsak ya da bir sistemin işleyişini kusursuz olarak görürsek kibrin yarattığı o büyük yanılgının derin çukuruna düşeriz. Bizde bu yanılgı çukuruna düşmemek için bu noksanlığı kendimize sürekli hatırlatmalıyız.

Tarih, yıkılmaz sanılan kusursuz imparatorlukların ve devrilmez denilen mükemmel fikirlerin enkazıyla yazılmıştır.  Kendini kusursuz ilan edip kibre kaptıran her şey  yine kendisine karşı büyük bir yenilgi vermiştir.  Doğanın kanunu nettir: Noksanlığını unutan mağlup olma yolunda emin adımlarla ilerler.

Unutulmamalıdır ki sadece eksik olan tamamlanma arzusuna ve yaşamaya değerdir.