Lavinya Dergisi

SON BİR DEFA VE YENİDEN…
Mehmet YILDIRIM

Ben zerre koymamışken ağzıma bu meretten, Neden bu kadar sarhoşum şehrinde, Aşkından mı? Yoksa vuslata kavuşmayan bakışlarından mı?

Hiç görmemiş olsaydım seni, yine de bilmediğim suretini beklemeye devam edip hayatımı sürdürürdüm elbet.

İnsan her duygunun en ücra köşelerine kadar gezinmeyi seven bir varlıktır. Hüznü de dibine kadar yaşayınca anlar mutluluğu da. Kısa süren mutluluklar akıllarda kalan en önemli şeydir. Bunun sebebi ise kısa sürmesi ve yeterince tadına varılmamasıdır. Hüzün ise nasıl yaşanırsa yaşansın elbet bir iz bırakır kendinden geçmiş olsa bile. Duygular bu iki duygudan da ibaret değildir tabii ki. Kıskanmak, sevmek, sevilmek, saygı, acı, keder, huzur, aşk, dostluk ve niceleri… Hepsinin kendince bir kalıbı kendince bir yaşanılması vardır. Hepsini bir arada yaşamaya çalıştım yıllardır. Duyguların hepsine ihtiyacım vardı çünkü. Yalnızlığı tattım, sevgisizliği, sevmeyi öğrendim sonra terk edilmeyi. Dostluğu öğrendim ve paylaşılmayacak şeyler olduğunu anladım hayatta. İnsan ne kadar paylaşımcı olmalı derlerse desinler hayatta asla paylaşamayacağımız şeyler vardır. Ben bunu seni aklımda o kilitli odada kapıyı açmaya çalışırken öğrendim.
Neden aklımda ve neden kilitli oda?
Kalbimin odasında olsaydın şayet kilidin olmazdı ve ben senin suretini hemen öğrenebilirdim. Aklımda ise mantığım devreye giriyor ve odasında sağlam bir kilitle yıllardır suretini öğrenmeye çalıştığım o kadını kapının arkasında benden saklıyor.
Sahiplenmenin bu kadar güzel bir şey olduğunu anladığım bir zamandı o kapının eşiğinde anahtarı bulmaya çalıştığım zaman. Ve yüzünü benzettiğim onca çiçek, gökyüzü, gökkuşağı ve akla gelen ne kadar güzel şey varsa hepsinden bir parçaydın ama asla hiçbiriyle aynı değildin. Ben yıllarca bilmediğim suretini aradığım yalnızlığımda, hayatımda, aklımda böylesine bir gülümsemenin içinde kendimi kaybedeceğimi bilmiyordum. Öğrenmenin yaşı yokmuş onu da öğrendim. Kıskanmak bazı şeylerde o kadar anlamlı ve güzelmiş ki o duygunun tarifini yaşayınca gördüm. Sevmeyi zaten biliyordum sevilmeye ise hâlâ talibim. Onca yorgunluğa, yılgınlığa rağmen yine sevilmenin kapısında beklemeye devam ediyorum. Çünkü bu defa sana güveniyorum. Şimdiye kadar kime güvendiysem sırtımdan vurulmamış gibi sana güveniyorum. Ve son bir şarkı daha çalsın istiyorum radyoda benim için. Son bir kurşun hakkım kalsın o hedefi vurmak için. Son bir mısra bırakılsın bana içimden geçenleri yazmam için. Son bir rüyaya daha gözlerimi kapatıp mutluluğu dileyeyim. Son bir yağmur yağsın kalbimin çamurlu ormanlarına. Sevgiyle içimdeki çiçekleri yeşertmezsem oda benim ayıbım olsun.
Güzel bir son hazırlamayı herkes hak eder bence ve ben kendimce hazırlayabileceğim en güzel sonu yine o kilitli odanın ardındaki tarifsiz güzelliğin tebessümünde bulacağım.
Yeniden ve yine o yolu yürümeye başlayacağım…