Lavinya Dergisi

"SOL AYAĞIM" KİTAP İNCELEMESİ
Osman YAVAN

İnanıyorum ‘‘ Elbet Bir Gün! ’’ İnsan dünya’ da ne için var olduğunu anlayacak…

“Sol Ayağım” eserinin orijinal ismi “My Left Foot” dur. Aslında bizlere hayatımızdaki birçok üzüldüğümüz, sinirlendiğimiz, öfkelendiğimiz, streslendiğimiz ve hatta bazen isyan ettiğimiz birçok hadisenin geçici ve çözümü olduğu konusunda uyarıyor. Hayatımız ve yaşamımız boyunca geçici sorunlar için ani reaksiyonlar ve tepkiler göstermek yerine daha çok çözüm odaklı olmamız gerektiğini söylüyor. Yani geçici sorunlar için kalıcı sağlık sorunlarına hiç gerek yok. Yaşamış olduğumuz çevrede, içerisinde bulunduğumuz şartlar her ne olursa olsun sorun kalıcı olmadığı müddetçe mutlaka bir çözüm yolu vardır. Fakat bazı insanların kalıcı sorunları yüzünden çözümleri de o sorun ile yaşamaya, hayatta kalmaya ve mücadele etmeye çalışmasıdır. Aslında sorununu sevmesi ve onunla barışık olarak hayatını devam ettirmesidir. Bütün bunlarla birlikte önemli olan şey aslında insanın kendisine saygısı, inancı ve gayretidir. “Sol Ayağım” eserini okumaya karar verdiğimde açıkçası farklı bir hikâye bekliyordum. Fakat okuduktan sonra yani okumaya başladığımda fark ettim ki muhteşem bir geri dönüş hikayesi bizi bekliyor. Herkese örnek olacak bir nitelikte muhteşem bir eseri siz değerli okurlar için incelemeye almak istedim. Çünkü hepimizin muhteşem geri dönüşlere ihtiyacı var. Biliyorum ki hepimizin hayat mücadelesi ve yaşamı olumlu olaylarla birlikte birçok olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Ancak pes etmek asla yok. Unutmayınız! Hazreti Allah İsra Suresi 13. Ayeti kerimesin de buyuruyor ki; Mealen, “Ve Biz, her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık.” İşte bu yüzden pes etmek yok! “Sol Ayağım” eseri aslında yazarın kendi hayat hikayesi. Bir bebek düşünün tabiri caizse kendi akranları içerisinde dünyaya ve hayata üç sıfır geriden gözlerini açıyor, merhaba diyor! Yani yaşamına mağlup başlıyor. Christy dünyaya “Serebral Palsi” hastası olarak merhaba diyor. Yani beyin felci ile hayata mağlup başlıyor. Peki serebral palsi nedir? Kas iskelet sistemi hastalığı olarak tanımlanan serebral palsi (beyin felci), dünyada 17 milyonun üzerinde kişinin mücadele nedeni. Serebral palsi, hamilelikte, doğum esnasında veya yenidoğan döneminde beyinde bir hasara bağlı olarak ortaya çıkıyor. Ancak birçok durumda kesin neden bilinemiyor. Beyinde herhangi bir nedenle ortaya çıkan hasar çocukların kas ve vücut hareketlerinin etkilenmesine neden oluyor. Bununla birlikte konuşma, görme ve işitme gibi farklı sağlık sorunları da gelişebildiği için çocuklarda öğrenme güçlükleri de yaşanabiliyor. Annesi Christy’i emzirirken çocuğunda bir sorun olduğunu fark ediyor. Çocuğunun başını kontrol edemediğini ve geriye düştüğünü fark ediyor. Daha sonra doktora gösteriyor. Doktor hastalığın tanımı yaparak tanısını koyuyor. Christy kalabalık bir ailenin içerisine doğuyor. Babası duvar ustası. Doktorlar, o dönemde Chirsty’in bu şekilde yaşayamayacağını ve yaşasa bile çok zorluk çekeceğini söylüyor. Fakat annesi bu durumdan asla memnun kalmıyor ve oğlunun zor şartlar altında ki yaşam mücadelesine kendisini ortak ediyor. Chirsty sol ayağını kullandığını fark ediyor. Annesi ona şekiller çizerek yazmayı öğretiyor. İlk öğrendiği harf “A” harfidir. Bu aşamadan sonra sol ayağıyla birlikte yaşam mücadelesine devam ediyor. Ve artık sadece bedeninin değil, hayatının da bir parçası oluyor. İlerleyen zamanlarda sol ayağının yardımı ile ilk yazdığı kelime “ANNE” oluyor. Sol ayağı ile yaptığı ve başardığı her şeyde mutlu oluyor fakat konuşamadığı için sadece homurdanarak tepki veriyordu olaylar karşısında. Zaman zaman hayat arkadaşının zayıfladığı ve aktif olmadığı dönemler olsa da Chirsty asla pes etmiyor. Annesi bir dönem tedavi amaçlı yanlarından ayrılıyor. Annesinin bakıcısı Chirsty’inin yanına gelerek ziyaret ediyor. Ve annesine bir mektup yazmasını istiyor. Daha kendi doktoruna da mektup yazıyor. Yani asla ama asla pes etmiyor. Gün geçtikçe kendisini geliştiriyor hatta ve hatta âşık oluyor. Sonuç olarak doğuştan beyin felçli olan Christy Brown, konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Fakat zekâsı, cesareti en önemlisi de onun kendisine olan saygısı ve inancı; okuma ve yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenebilmesini, hatta bu kitabı yazabilmesini sağladı. Eserin ismi bu yüzden “Sol Ayağım” çünkü hayatının muhteşem geri dönüşünü sol ayağı ile başarıyor. Christy Brown, kendi yaşam öyküsünü kaleme aldığı bu kitabında bütün bunları öğrenebilmek için sol ayağını kullanarak nasıl büyük bir mücadele verdiğini ve hayata nasıl tutunduğunu anlatıyor. İşte bizim için örnek teşkil edecek, bizlere kendimizi sorgulatacak ve hayatımıza bakış açımızı değiştirecek bir eser. Belki de kendimiz olan saygımızı, inancımızı körükleyecek özgüvenimizi tazeleyecek veya kazandıracak ders niteliğinde bir eser olmakla birlikte okurken hayata mağlup olarak başlamış bir insanın mücadelesine hayran kalacaksınız. Geçici sorunlar için kalıcı sağlık problemleri yaşamayın! Yazarın, bu kitabın devamı niteliğinde sayılabilecek “Her Gün Hüzün” adlı başka bir kitabı daha bulunuyor. Sol Ayağım, Christy Brown’ı Daniel Day-Lewis’in canlandırdığı aynı adlı, çok başarılı bir filmle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.