Lavinya Dergisi

SEN BENİM İÇİMSİN MUAZZEZ
Belinay KARAGÖZ

Satırlar ruhum, kelimeler ruhumdaki yara izleri. Ve cümleler; yaralarımı iyileştiren merhem gibi.

“Bazı kelimeler bazı cümleleri tamamlamaya yetmiyor Muazzez,” dedi Hasan. “Seni anlattığım cümleler yarım kalıyor. Bazen mürekkebim, bazen kelimelerim yetmiyor. Senden önce hiç güzel şeyler yazmadım ki ben. İçim hüzünle doluydu, durmadan yazardım. Şimdi sen benim içimsin Muazzez. Sen benim hüznüm değil, mutluluğumsun. Gitsen bile yanımdasın. Hep aklımda, kalbimdesin. Gözümü kapatsam benimlesin. Her zerreni ezberlemişken senden vazgeçmek mümkün mü, bilemiyorum. Ben seni gelişigüzel kelimelere emanet etmeye bile kıyamıyorum. Hiçbir şarkı da yardımcı olmuyor ki seni anlatmama. Hiçbir şiir anlamıyor beni, hiçbir roman. Ben bile anlatamıyorum ki içimi, bir başkası nasıl anlasın diyorum bazen. Saçının telini bile konuşurum diyorum, ömrümün sonuna kadar, bir başkası nasıl döksün bunu satırlara? Ben seni yazmaya kıyamazken başkasından yazmasını bekleyemem. Çok korkuyorum bazen Muazzez. Tek derdim seni yazamamak olsun istiyorum. Ben seni sensiz de yaşarım ama, sen gitme istiyorum. Çok korkuyorum işte Muazzez, ya ölünce sevemezsem seni. Bir gün ikimizden biri göçüp giderse bu hayattan, her şey fotoğraflarda kalır diye korkuyorum. Bu yüzden sevginin fazlası bile zarar bize. Ama ben senden gelen zarara bile razıyım. Sen beni sensiz bırakma, ben seni bir ömür saklarım içimde. Sen beni o güzel gözlerinden mahrum etme, ben hep seni yazarım. Yüzün hep ezberimde, sen beni sesine hasret bırakma Muazzez. Ben seni son nefesime kadar severim.”