Lavinya Dergisi

KULEŞOV’UN GÜLÜMSEYEN YÜZLERİ
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

2017 yılından itibaren sosyal platformlarda en çok kullanılan ve sevilen emoji gülen yüzdü. Fakat sıkça kullananlar için haberler kötü! Z kuşağına göre artık bu emoji havalı değil! Demode! Cool olma statüsü elinden alındı. Yerini hangi ifadenin aldığıysa zamana bırakıldı. Sanal olmayan günlük yaşamda da yüz, yüzler, ifadeler insana ve duygularına çeşitli anlamlar yükledi. Mutlu, mutsuz, gergin, şımarık, lakayt, umursamaz, mağdur, mağrur vb. birçok kelime bireyin ruh haline ve kimliğine yakıştırıldı. Oysa tanımı yapanlar haksızdı. Çoğunlukla göz önünde olana değil, gösterilmek istenen imaja inanıldı. Bakmak ve görmek arasındaki farkı bilemeyen dimağlar yanıldı. 1917 yılında gerçekleşen Rus Devrimi sırasında haber kameramanı olarak çalışan Sovyet film yapımcı Lev Kuleşov, devrimin ardından Moskova film okulunda sinema üzerine kendi adını taşıyan bir atölye kurdu. Amaç sınırları zorlamak ve yaratıcı olmaktı. Ders verdiği sırada izleyicinin bir karakterin yüz ifadesini yorumlamasının ardından o ifadeyi ikinci bir görüntü ile yan yana getirdi. Böylece deneylere başladı. İfadesiz yüzüyle dikkat çeken, sessiz sinema oyuncusu Ivan Mosjoukine’nin yakın plandan girilmiş siluetini üç alternatif çekimle kurguladı. Birinde tabutta ölü çocuk, diğerinde bir kâse çorba, sonuncusunda ise divanın üzerinde yatan kadın figürü vardı. Farklı kurgulanmış üç kısa filmi seyircilere izletti. Seyircilerden adamın ne düşündüğüne dair yorumlarda bulunmalarını istedi. İlk etapta ölü çocuğun sahnesini gören izleyici; oyuncunun üzgün, çorba ile aç, divan üstündeki kadın görseli ile şehvet taşıyan duygulara sahip olduğu fikrini aktardı. Esasen bu üç kısa filmde adamın yüz ifadesi sabitti. Nasıl yorumlandığı tamamen onlara izletilen görüntülere bağlıydı. O andan itibaren film yapımcıları seyircilerin yüz ifadelerini sahnenin bağlamına göre yorumladığı anlaşıldı. Sinemada bu duruma “Kuleşov etkisi” denildi. 2023 yılında toplumlar ön yargıya yapıştı. Her gülen mutlu nitelendirildiği gibi, ağlayanda mutsuz sayıldı. Mükemmeli yansıtan alkışlandı ama içten içe kıskanıldı. Duyguların gerçek ifadesi kusur ve zayıflık kelimesine bağlandı. Dertlenene sempati duydu, alttan alındı. Nedendir bilinmez nice kahkahanın altındaki yaralar anlaşılmadı. Kabahat, can kırıklarını göstermeyen bakışlarda mıydı? “Her şey yolunda ve ben halledeceğim.” imajı yalan mıydı? Belki herkes haklıydı! Şöyle ki, karşısındaki insanın yaşadıklarını bilmeden yorum yapmak hak sayılırdı. Ölü çocuk, bir kâse çorba ve divan üstündeki kadın. Hepsinin ifadesi farklıydı ama aynıydı.