Lavinya Dergisi

HER ŞEY GEÇİCİDİR
Gülşen SARIGÖL

"Yazdığın her harf,yazabildiğin her kelam ölümün elinden kurtardığın serçe kuşudur ve serçe telaşlı değilse öldü demektir"...diyerek kalemini kağıtla buluşturmuş milyonlarca insandan sadece bir tanesiyim...

Canımızın fani olduğu bu dünya girdabında, bâkilik yüklediğimiz metalar altında eziliyoruz bilinçsizce sevgili okur. Bir sahip olmaktır hali almış başını, konmuş hayatımızın orta yerine adeta ... Vâr olmamız sanki sahip olduklarımız ile doğru orantılıymış gibi, kaz misali ne bulsak atıyoruz kursağımıza. Hatta sınırlarımızın ötesine geçip, olmayanları bile varmış gibi gösterip, varmış gibi yaşıyoruz. Bunca -mış lığın içinde olup gerçek bir yaşam diliyoruz sonra da ...
Bu yaşam gerçekten senin mi sevgili okur? ;Neresindesin sana biçilmiş yaşamın? Rollerin neler? Ve sahip oldukların... En önemlisi de şu hayatında olmayanlardan bahset bana. Zira ben en çok da olmayanların bizi oldurduğu kanısındayım. Sahip olduğunu sandığın şeylerin, sana sahip olduğunu anladığın an ömrünün ortasında yeniden doğuyorsun aslında. Dünya insanı ortalama yetmiş, seksen yıllık ömrünü anlam arayışı içinde geçirirken; anlam yüklediği şeyler hep elle tutulan, gözle görülen şeylerden oluştuğu için insan gün geçtikçe farkında olmadan hayal kurmayı bile unutuyor. Hayali olmadan yaşayamaz dediğimiz insan yaşadığını bize göstermek için hunharca bir çaba içine giriyor sonra. İşte bu çaba kendisini önce kul sonra kül ediyor. Ağız dolusu güldüğün anlara bak sevgili okur? Nerede onlar, cebine koyup saklayabildin mi ya da bir kitap arasında kurutabildin mi? Sonra dön diğer tarafa acılarına bak. Geçmez dediğin günlere, bitmez dediğin gecelere, olmaz dediğin sabahlara... Hani neredeler? Hâlâ taşıyabiliyor musun o ilk günün acısını? İnsan alışmak ile yoğrulmuş sevgili okur. Alışıyoruz ve geçiyor... Ne sen ne ben kalacağız burada; var düşün kalır mı bizden geriye bir şey?