Lavinya Dergisi
KİM?
Sabah uyanınca ilk kimi arıyorsun?
Gözlerin daha tam açılmadan,
Aklın hâlâ gecede kalmışken,
Derdini, sevincini, kızgınlığını…
Kimin eşiğine bırakıyorsun?
Bir haber düşüyor içine;
Mutluysa sesin yumuşuyor,
Mutsuzsa kelimeler boğazında düğümleniyor.
O an,
İlk kimin sesine sığınıyorsun?
İlk kimin adını sessizce söylüyorsun?
Bazen haklısın sanıyorsun,
Bazen dünya sana borçlu gibi.
Ama biri var;
Onunla konuşunca yönün değişiyor,
Öfken küçülüyor,
Suçlamak susuyor.
“Bir dur!” diyor,
“Bir de buradan bak.”,
Ve sen, fark etmeden
Empatiye yaslanıyorsun,
Hak vermeyi öğreniyorsun,
Yükünü hafifletiyorsun.
İşte tam orada anlıyorsun:
Ev dediğin şey;
Lüks değil,
Kerpiç ya da ahşap hiç değil,
Oda sayısı değil,
Şehir de değil.
Evin;
Kırıldığında seni onaran,
Dağıldığında toplamaya çalışan kişi.
Kapısı kilitli değil,
Yargısı keskin değil.
Çünkü ev;
Duvarla ayakta durmaz,
Eşyayla anlam bulmaz.
Ev,
Kendinle kavga etmeden durabildiğin yerdir.
Ve insan,
Günün sonunda şunu bilir:
Eve dönmek bir yol meselesi değil,
Bir insana varma hâlidir.
