Lavinya Dergisi

KAKTÜS
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

   Bahçeye girer gibi giriliyor söze.


   Toprak nemli duruyor, çiçekler sessizce bekliyor; her biri köklerinde bir hikâye taşıyor. Papatya masumiyeti anlatıyor sanılıyor ama aslında susmayı, bazen de “Bilmiyorum.” diyebilmeyi öğretiyor. Sümbül ağır kokusuyla geçmişi çağırıyor; unutulmuş bir zamanı, kapatılmış bir çekmeceyi aralıyor. Lale kalabalıkta bile tek başına durmayı biliyor. Çiçek tek bir anlama gelmiyor; insan dediğin de öyle… Aynı güneşin altında duruluyor ama herkes kendi renginde soluyor.

   İnsan bir çiçek oluyorsa, kimi fesleğen oluyor; dokununca iz bırakanlardan. Kimi sarmaşık oluyor; tutunmadan ayakta duramayanlardan. Bu anlatıda ise kaktüs seçiliyor. Herkese açılmıyor çünkü kaktüs mesafeyi erdem biliyor. Sınırı ihlal edene yaklaşma izni vermiyor. Değer bilenle ise bambaşka bir hâl alıyor. Sabır öğretiyor, dayanıklılığıyla örnek oluyor. Azla yetinmeyi biliyor, zor koşullarda bile var kalıyor. Zamanı geldiğinde beklenmeyen bir güzellik sunuyor; sessiz ama güçlü bir çiçek açıyor.

   İnsanlar da böyle davranıyor. Yakın olana başka, uzak durana başka bir yüz gösteriliyor. Aynı bedende farklı hâller taşınıyor. Kimi hoyratça yaklaşıyor, kimi durması gereken yeri biliyor. Davranışların yalnızca yaşatılanlarla açıklanması yetmiyor. Asıl mesele şurada duruyor: “Birine gösterilen tavır, onun kimliğinden çok, karşısındakinin sınır ve değer anlayışını ele veriyor. Çünkü herkes, dokunduğu çiçeği değil; içindeki niyeti açığa çıkarıyor.”