Lavinya Dergisi

ADEM AMCA VE YAREN
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Leylek, gökyüzü ile yeryüzü arasında yaşayan bir yolcudur; mevsimleri taşıyan, yolları unutmayan, her yıl aynı yere dönen sadık bir göçmen… Uzaklara gider ama ait olduğu yeri kalbinde saklar. “Yaren” ise dost demektir; insanın yanında susarak anlaşabildiği, varlığıyla içini tamamlayan yol arkadaşı… Ve Adem Yılmaz, Eski Karaağaç Leylek Köyü’nde göle açılan sıradan bir balıkçı olarak hayatını sürerken bir gün kayığının ucuna konan bir leylekle sıradanlığı aşan bir hikâyenin içine girer. O günden sonra gökyüzünden gelen o kuşun adı sadece bir isim olmaz; sadakatin, bekleyişin ve dostluğun karşılığı olur: “Yaren.”

Her bahar yaklaşırken Adem Amca gökyüzüne bakar; çünkü bazı gelişler görülmeden hissedilir. Uzun göç yollarından geçen beyaz kanatlar gölün üzerinde belirdiğinde zaman sanki yavaşlar. Yaren süzülür, hiç tereddüt etmeden kayığın ucuna konar. Ne korku vardır aralarında ne alışma çabası; yılların kurduğu sessiz bir güven vardır yalnızca. Bir insan ve bir kuş aynı sabahın içinde yan yana durur, konuşmadan anlaşır, hiçbir bağ kurmaya çalışmadan bağlı kalır. İşte o an, doğa insanoğluna unuttuğu bir duyguyu yeniden gösterir.

Bu buluşma görüldüğünde baharın geldiği anlaşılır. Çünkü mesele yalnızca göçten dönen bir leylek değildir; geri dönebilen bir sadakattir. Bu tabloyu izleyen insanoğlunun içinde derin bir sızı uyanır. Kalp, uzun zamandır adını koyamadığı bir eksikliği hatırlar. Çünkü modern zamanlarda yollar kısalmış, mesafeler azalmış ama bekleyenler çoğalmıştır. İnsanlar artık birbirine söz verir, fakat dönmez; sever, fakat kalmaz; tanır, fakat yaren olamaz. Ve o kayığın üzerinde duran dostluk, insana kaybettiği şeyi hatırlatır: “Çoğunun artık bir yareni yoktur.”

Yaren yine gelir, Adem Amca yine bekler. Yıllar geçer ama o buluşma değişmez. Gökyüzü her defasında aynı gerçeği fısıldar: “Gerçek bağlar zamana yenilmez, uzaklıkla silinmez. Sevgi bazen aynı yerde kalmak değil, ne kadar uzağa gidilirse gidilsin geri dönebilmektir.” Bir kayığın ucunda duran o sessiz dostluk, insanoğluna hâlâ umut olduğunu anlatır. Çünkü dünyada hâlâ bekleyen biri ve her şeye rağmen yolunu kaybetmeden dönen bir yaren vardır.