Lavinya Dergisi
DEVLER VE PERİLER
Kadim Anadolu diyarında birbirinden güzel şehirlerden biridir, Kapadokya. Mimarı zamandır; büyülü şehirler onun sabrıyla şekillenir. İnsan bu diyara baktığında yalnızca görmez, hisseder; ruhunu dinlendirir ve her defasında yeniden gitmek ister. Onun da efsaneleri, deyişleri, masalları vardır. Göğe uzanan siluetlerine bakarken insanın aklına her biri gelir.
Anlatılan o ki… Yıllar öncesinde, devlerin gölgesi bu topraklara düşer. Vadilerde yankılanan bir korku dolaşır; adı yoktur ama izi derindir. Gökyüzü kızıl bir perdeye bürünür, toprak ince bir titreme ile cevap verir. İnsan saklanır, rüzgâr susar, an uzar, bekleyiş derinleşir. Sonra bir ışık belirir… Periler iner; serin bir sır gibi, sessiz bir dokunuş gibi. Kar ve buz, ateşin üstüne savrulur; söndürür, dindirir, susturur. Sıcak ve soğuk çatışır, duman göğe yükselir, bekleyiş uzar. Derken ateş zayıflar, korku çözülür ve yer yarılır…
Yerin altı saklar, gökyüzü derin bir nefes alır. Devler geri çekilir, öfkeleri diner, sessizlikle tanışır. Periler yaklaşır; korku çözülür, mesafe kısalır. İnce bir dokunuşla, bir zamanın düşmanı aynı göğün altında yan yana durmayı öğrenir. Gölgeyle ışık, ateşle su… Karşıtlık dostluğa evrilir. Erciyes’ten kopan kül, Hasan’dan savrulan iz; kat kat yığılır. Zayıf olan silinir, güçlü olan kalır; kalan yükselir, yükselen anlam kazanır. İnsan gelir o anlama dokunur; kayayı oyar, yaşamı içine taşır.
Göreme Açık Hava Müzesi bu sessiz döşümün en derin izidir. Bu anlatı ise bugün şöyle şekillenir: “Bir zamanlar korku olan, gün gelir huzura döner. Alev susar, gölge çekilir; en karanlık geceden güneş doğar. Dün düşman olan, bugün dost olur, bugün dost olan yarın düşman… Kanla kurulan bağ gevşer, canla kurulan bağ yakınlaşır. İnsan değişir, zaman değiştirir.”
Devlerle, periler…
Bir zaman birbirinden kaçan iki bulut gibi, sonra aynı göğün altında birleşir. Tek ses olur. Kapadokya’da taş konuşmaz ama sustukça anlatır, anlattıkça öğüt verir. Dost ve düşman yer değiştirir!
