Lavinya Dergisi
KİTAP KAPAĞI
Dillere pelesenk olmuş bir cümle vardır: “İç güzelliği önemlidir, yüz güzelliği değil.” Külliyen yalan.
Belki bütünüyle değil ama süslenmiş bir yalan. Çünkü bir kalbi tanımadan önce yüz görülür. Bir ruhu anlamadan önce gözlere takılır. Yıllardır söylenenlerle yaşananlar aynı yerde buluşmaz. En doğru cümleler kurulur ama kararları çoğu zaman bakışlar verir.
Güzellik söz konusu olduğunda da değişen bir şey olmaz. İnsanlık ruhu tarif etmez. “Kalem kaşlı” der, “Sarı saçlı” der, “Yeşil gözlü” der. “İnce” der, “Narin” der, “Zarif” der. Birini tanımlarken karakterinden önce görüntüsünü konuşur. Çünkü dış görünüş, gerçeği göstermese bile dikkati çekmeyi her zaman başarır.
Bunun en eski örneklerinden biri de tarihle efsanenin birbirine karıştığı “Helen” olur. Onun merhameti dilden dile dolaşmaz, düşünceleri öne çıkarılmaz, ruhunda taşıdığı taraf bilinmez. Dünyanın en güzel kadını olduğu söylenir. Öyle bir sözdür ki bir yüz, şehirlerin kaderine dönüşür. Gemiler yola çıkar, savaşlar başlar, insanlar ölür. İnsanlık yine aynı şeyi yapar; derinliği değil, görüntüyü büyütür.
Aradan yüzyıllar geçer. Şehirler değişir, zaman değişir, çağ değişir ama bakış değişmez. Hüküm çoğu zaman birkaç saniyede verilir. Tanımak için zaman harcanmaz; görmek yeterli sanılır.
Belki de bu yüzden kitaplar, insanlara en çok benzeyen şeydir. Raflarda öyle kitaplar durur ki içlerinde bir hayatı değiştirecek satırlar saklıdır. Güçlü yazarlar vardır, derin hikâyeler vardır, unutulmayan cümleler vardır ama kapağı sessiz kalırsa fark edilmez. Daha çarpıcı olan daha çok dikkat çeker.
Çünkü kitaplar da insanlar gibidir. Herkes içinin önemli olduğunu söyler ama eller çoğu zaman kapağa gider. En cafcaflısı ilgi çeker ve bazen en güzel hikâyeler, hiç açılmayan sayfaların arasında sessizce bekler.
