Lavinya Dergisi
KAPALI KAPILAR ARDINDA
Bir kapı kapanır bazen.
Öyle sert değil. Öyle öfkeyle de değil. Yavaşça. Ardında bir şey bırakmamak ister gibi. Ama bırakır yine de. Bir cümleyi. Bir suskunluğu. Bir kırgınlığı.
Sokaktan geçerken ışığı yanan evlere bakarım bazen. Her pencere başka bir hayat. Her perde başka bir sır. Dışarıdan hepsi birbirine benzer. Aynı apartman, aynı balkon, aynı çiçek saksıları. Ama içeride dönen hikâyeler... Birbirine hiç benzemez.
Bir evde akşam yemeği hazırlanıyordur. Bir diğerinde iki kişi günlerdir aynı masaya oturup tek kelime konuşmuyordur. Bir yerde kahkahalar yükselirken başka bir yerde saatlerdir yalnızca duvar saati konuşuyordur.
Bilinmez.
Çünkü insan, acısını da sevincini de en çok kapılar kapandığında yaşar.
Eskiden mahalleler daha meraklıydı sanki. Pencereler açıktı. Sesler birbirine karışırdı. Şimdi herkesin kapısı daha sağlam, kilitleri daha güçlü. Ama insanın içindeki odalar hâlâ aynı karanlıkta.
Ne çok şey biriktiriyoruz.
Atılmayan mektuplar. Söylenmeyen sözler. Aranmayan telefonlar. Affedilmeyen insanlar. Bazen bir çekmeceyi açınca değil de, bir hatırayı hatırlayınca dağılıyor insan.
Gariptir, en büyük yalnızlık da kalabalıkların içinde değil çoğu zaman. Aynı evin içinde başlar. Aynı masanın etrafında. Aynı koltukta yan yana otururken.
Birbirine ulaşamayan insanlar vardır çünkü.
Aralarında kilometreler değil, birkaç cümle vardır sadece.
Söylenemeyen birkaç cümle.
Belki de bu yüzden bazı evler sessiz değildir aslında. İçlerinde konuşulamamış binlerce söz dolaşır durur. Duvarlara çarpıp geri dönerler. Koridorlarda gezinirler. Sonra bir köşeye çekilip beklerler.
Kimi zaman bir fotoğrafın içinde.
Kimi zaman eski bir eşyanın üzerinde.
Kimi zaman da gecenin en sessiz saatinde, insanın aklına ansızın düşen bir hatırada.
Ve biz, birbirimize bakıp hayatlar hakkında hüküm veriyoruz.
Bir gülümsemeye bakıp mutlu sanıyoruz. Bir sessizliğe bakıp güçlü. Bir başarıya bakıp eksiksiz.
Oysa herkesin kapattığı bir oda vardır içinde.
Kimsenin girmesine izin vermediği.
Tozunu yalnızca kendisinin bildiği.
Belki de insanı insan yapan şey tam olarak budur. Herkesin görünmeyen bir hikâyesi olması. Herkesin, geceleri başını yastığa koyduğunda yalnızca kendisinin duyduğu seslerle yaşaması.
Çünkü hayat biraz da budur.
Gördüklerimiz değil.
Kapılar kapandıktan sonra geriye kalanlar.
