Lavinya Dergisi

ÇÖLDE BİR ÇİÇEK
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Çölde bir çiçek; yanında kaya, rüzgârla eğilen birkaç ot ve bitmeyen bir sessizlik. Çiçek, o sessizliği eksiklik saymaz.

Papatyayken gül olmayı dilemez, gülken sümbül olmayı istemez. Çünkü bilir ki olmak; başka bir şeye dönüşmekten değil, bulunduğu hâli taşıyabilmekten geçer.

Bazen güneş ister, bulut gelir. Bazen yağmur ister, rüzgâr eser. Çiçek, bir şey diliyor sanılır ama gelen neyse ona karşı durmaz. Çünkü bilir ki gelen her şey zamanın parçasıdır, mevsim akışın kendisidir.

Çiçek açar. Açmak onda bir istek değil, varoluşun kendisidir. Kimse görmese de açar; çünkü görülmek için değil, olmak için vardır.

Her şeyi anlatmaz, her sevinci dile getirmez, her düşünceyi paylaşmaz. Çünkü bilir ki bazı sözler büyütmez, bazı bakışlar eksiltir. Bu yüzden sessizliği seçer; kaya ile ot ile rüzgâr ile yetinir.

Yalnızlığı eksiklik saymaz. Çünkü yanında kalabalık değil, denge vardır. Bir kaya, bir ot, bir rüzgâr yeter.

Ve en sonunda şunu bilir: Kış gelir, yaz gelir, mevsimler değişir. O ise ne yazı tüketir ne kışı özleyip bulunduğu anı inkâr eder. Sadece bulunduğu mevsimi yaşar.

Lakin insan, çöl çiçeği kadar bilmez. Çok kişiye tutunur ama az kişide kalabilir; bulduğu mevsimi taşıyamaz, yaşadığı anın içinde duramaz. Zihni hep bir sonrakine kayar, huzuru erteler, her günü kaygıyla doldurur. Gelene şükretmez, zamanı beklemez, kasımpatıyken açelya olmak ister; fazlasını ararken elindekini göremez. Kışın üşür, yazın bunalır; ömrünü telaşla tüketir, çokça söylenir ve dünyanın bu kadar koşuşturmayı gerektirmediğini fark etmez…