Lavinya Dergisi
ALKESTİS
Tragedya; insanın kader, ölüm, aşk ve kayıp karşısındaki çaresizliğini anlatan bir türdür. Antik Yunan tragedyasının önemli eserlerinden biri olan Euripides’in Alkestis adlı tragedyası; Teselya Kralı Admetos’un hikâyesini anlatır. Admetos’un genç yaşta ölmesi gerekir; ancak tanrılar ona, yerine başka birinin ölmesi hâlinde yaşamaya devam edebileceğini söyler. Anne ve babası bunu kabul etmez. Bunun üzerine karısı Alkestis, kocasının yaşaması için kendi hayatını ortaya koyar.
Alkestis’in seçimi, yalnızca büyük bir sevginin değil, sevginin insanı götürebileceği yerin de hikâyesidir. Bir eş, çocuklarını, evini ve kendi geleceğini geride bırakarak sevdiği insanın hayatını sürdürmesini sağlar. Fakat bu hikâyeyi asıl düşündürücü yapan, Admetos’un bunu kabul etmesidir. Çünkü O da Alkestis’i sevmektedir. Buna rağmen onun yerine ölmesini kabul eder ve yaşamayı seçer. Böylece biri sevdiği için hayatını ortaya koyarken, diğeri sevdiği insanın ölümünü kabul ederek kendi hayatını sürdürür. Admetos’un pişmanlığı ise Alkestis öldükten sonra gelir fakat pişmanlık, yaşanmış bir seçimin sonucunu değiştiremez.
Alkestis öldüğünde Admetos, onun yokluğuyla yüzleşir. Daha sonra Herakles, Alkestis’i ölümden geri getirir. Fakat Alkestis döndüğünde bir süre konuşamaz; ölümden yaşama geçişi tamamlanmamıştır. Bu dönüş, esere umutlu bir son verse de Alkestis’in yaptığı seçimin ağırlığını ortadan kaldırmaz. Çünkü geriye hâlâ aynı soru kalır: “Sevgi, insanın kendisini ne kadar geriye çekmesini gerektirir?”
Bugün insan sevdiği için neler yapar, neler yapmalıdır? Kimi hayallerini bir süreliğine erteler, kimi kendi isteklerinin önüne sevdiği insanın ihtiyaçlarını koyar, kimi de bütün bunların içinde kendini mutlu hisseder. Belki de sevginin ölçüsü, insanın kendisinden ne kadar eksilttiğiyle belirlenemez. Çünkü her sevginin içinde bir sınır vardır ve o sınır herkes için aynı yerde değildir. Önemli olan, insanın sevdiği uğruna neyi göze aldığı kadar, sevginin içinde kendi hayatını da koruyabilmesidir. “Çünkü hayat anlardan ibarettir.”
