Lavinya Dergisi

KIRMIZI AJANDA
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Yıl bitmeye yüz tuttu; tek veya çift sayı ile biten yeni rakamlar eklenecek takvim yapraklarına. "Hoş geldin." diyeceğim; belki ışıl ışıl yılbaşı ağacıma bakarken, eğlenirken, tombala oynarken, en gerçekçi diğer seçeneğimse, mışıl mışıl uyurken bulacağım kendimi. Hep yaptığım gibi, ajandamı tozlanması için rafa kaldırmaya hazır mıyım? diye düşündüm. Vakti gelmişti ne de olsa. Ama durdum; nefeslendim hatıra defterimi okur gibi döndüm en başına, merakla. Aaa ben bu randevuya neden gitmemiştim? Hatırladım, kendimi yorgun hissetmiştim. Ya not aldığım şu tiyatro oyununu niye es geçmiştim? Evet, tembellik yapmak istemiştim. Yazmışım Mart'ın on beşine oysa, nasıl oldu da atladım halama çiçek yollamayı! Üç toplantım varmış baksana! Çok istemişti tek yeğeniyle hayvanat bahçesinde zürafaya bakmayı, büyük harflerle de hatırlatma yapmışsamda... Birkaç kitap ismi, yeni kahve tadımla sözleri. "Arkadaşlarınla caddede açılan suşi restoranına muhakkak git" notunu da koca puntolarla yazmışım oysa. Yolum o tarafa mı düşmedi acaba? Yok, yeni projeme odaklanmam gerekliydi. Çalıştım, uyudum, yine çalıştım, uyudum. Nasıl yapsaydım, üstüne bunları da? Herkese ve herşeye yetişecek bir süper kahraman pelerinim yok ya! Sahi bir de piramitlere gidecektim, dalış yapmayı öğrenecektim, para biriktirecektim! Hiçbir sayfasına uymayacaksam ne gerek vardı ajandaya? Bakıyorum da; kendimi haklı çıkarmaya çalışsam da; bir yanım suçluluk denen duyguyu kucaklıyor Noel Babayla. Atlamışım bu yılı, ren geyikleri! Geç kalmışım kendi cümlelerime, rakamlarıma! Hediye bile istememişim ağacımın altına. Gülmemişim şöyle kahkahayla. Yaş almışım ve gel git yapmışım iş, ev arasında. Elbette yeni yaşımla... Ama durdum; nefeslendim film şeridi gibi sıraladım yapmak isteyip de tüm yapamadıklarımı! Gelecek yıla, aklımdan yenilerini ekleyerek rafa kaldırdım vakti geleni. Hep yaptığım gibi sonra uyumaya gittim. Sağa döndüm, sola döndüm ilk defa uyuyamadım. Cama döndüm, kar taneleri serpiştiriyordu. Bu görüntü bile insana umut veriyordu. Kalktım, öylece yıldızlara ve beyaz örtüye baktım. Her yer süslenmişti, rengarenk yılbaşı coşkusuyla. Geceyi şahit tuttum; kendimden bu kadar eminken en ikna edici ses tonumla sıraladım; önce kanepemle ve yatağımla, ardından diz üstü bilgisayarımla daha az görüşmek üzere vedalaşacağım. Sabah çok erken uyanacağım. Köşedeki kitapçıdan şöyle en sevdiğim kırmızı renk bir ajanda alacağım. İlk sayfasından itibaren yazmakla kalmayıp, eksiksiz yapacağım. Gülmediğim günü, doyasıya tatmadığım hiçbir anı yaşamayacağım!