Lavinya Dergisi

ŞÖVALYE VE YEL DEĞİRMENLERİ
Nurten K. TOSUN

Rakamlardan öykülere yolculuk. Kalem, kağıt, düş ve pamuk şeker eşliğinde...

Şövalye olmak için bir kılıç ve bir at yeterli mi? Şöyle kuşansam çelik zırhımı ilan etsem cesaretimi. Çok zamandır yerimde sayıyorum iki ileri ve bir geri! Kapatsam gözümü. Zaman geçse sonra atsam zafer naraları. Sustursam kafamdaki düşünceleri! Bilmem ki deli miyim? Şu aynadaki tedirgin bakışlar kimin eseri? Yok yok! Aslında biliyorum. Bu savaşın tarafları belli. Ben ve içimdeki vesveseli teyzenin sesi! Hep yarınımdan endişeli, herkes kötü, ne yana dönsem ona göre uğursuzluk illeti. Başaramazsan! Mutsuz olursan! Hastalanırsan! Sevemezsen! Ya düşersen! Tepetaklak olursa hayat dedikleri! A- B- C planı yapmaktan yaşlandı beynimin hücreleri. Endişe, evimin başmisafiri. Ha bir de totemler, sanrılar, can sıkıntıları kahveme eşlik hediyeleri. Don Kişot gibi yel değirmenlerini dev sanmam niye? Bu kadar mı zor akışına bırakmak dedikleri? Teyze dramaya da hayran besbelli! Bir ağlıyor bir gülüyor. Kafamda sıra dağlar misali! Bunalım da hobileri arasında, ne zaman keyiflensem kulağımı çekiyor. Karşı koyamadığımda kafamda film şeritleri. Senaryolar korku bezeli. Elbette sonucu belirsizlik ekili. Keyifsizlik döşeli. Oysa ne kadar değerli an dedikleri. Yel değirmenlerinin dönen kanatlarından çekmedi Don Kişot, kuruntularım gibi! Kalın bir bant sesi, susturmaya sahi yetmez mi? Şövalye olmak için bir kılıç ve bir at yeterli mi? Şöyle kuşansam çelik zırhımı ilan etsem cesaretimi. Saymasam yerimde iki ileri bir geri! Kovsam vesveseli teyzeyi. Dinlesem sadece umudun sesini. Sonra geçse zaman atsam mutluluk kahkahaları. El sallasam geçmişe ve Don Kişot’a. “Göremediğim şeylerle savaşmaktan vazgeçtim ben, sana başarılar.” desem. Yapraklara, suya, mevsimlere, insanlara baksam, öylece baksam. Önce yaşasam!