Lavinya Dergisi

KEK KOKUSU
Ela AHIRŞAN

“Büyümek sancısının yeşil yaprağıyım. Çiçeklenişim ahirete kaldı.”

Gece bilmem saat kaç idi. Minik yüzünde bir gülümseme uğruna uykumu feda ettiğim anlardan biri daha. Küçücük bedeni nasıl da belli ediyor sevgisini. Tarifi evvela zor. İnsan insana emanet edildiğinde başlıyormuş asıl serüven. Öncesi fidan olan ömrümü, ağaçlanmış ve meyvelenip çiçeklere, börtü böcekleri misafir eder olmuşum hanemi.

Bu gece çok sessiz bir o kadar sesliydi ki. Zihnim yavaş yavaş işlerken, ellerim hızlı hızlı hareket edip kek malzemelerini bir çırpıda bir araya getire durdu. Kalbim kuş oldu. Ömrümün satır aralarından birine virgül kondu. Çok severdim kokusunu. Kekin elbette. Eve gelirdim de ev mis gibi çikolatalı kek kokardı. Sanki evi ev yapan şey o kek kokusuydu. Annem doğum günü gecemizde uyumazdı. Herkes uyuduktan sonra kek yapardı. Onu süsler pastaya çevirirdi. Sabah bir kalkardık, buzdolabında şahane bir pasta duruyor. Annem sözünü tutar ve o keki yetiştirmek için gece uyumazdı neredeyse.

Bu gece ben annemdim.
Herkes uyudu. Kendimi mutfakta buldum. Heyecanla yarın için kek yaparken. Dudaklarımda ona ithaf ettiğim şarkıyı mırıldanırken çırptım keki. Ev misler gibi kek koktu. Ev koktu.
O henüz bundan haberdar değil ama hissettiğine eminim. Ufacık bedeni belli ediyor her şeyi.
Süsledim heyecanla.
Gülümsedin, gülümsedim.
Bir kek kokusuna annemi, evimi, anneliğimi sığdırmışım.
Yalnızca bir kek kokusuna...